Horizon Interactive Awards’tan 3 ödülle döndük!
04/05/2019
Facebook Reklamlarında Makine Öğrenmesini Nasıl Kullanıyor?
08/18/2020

Tüm dünyada yaşanan pandemi süreci, insanların günlük yaşamlarını ve alışkanlıklarını radikal biçimde değiştirdi.

Kısıtlamalar, karantina koşulları ve her gün yükselen vaka sayıları insanları adeta eve hapsetti. Tüm organizasyonlar askıya alındı, büyük küçük tüm kurumlar bu süreci en az zararla atlatmanın yollarını aradı. Elbette bu değişim sosyal medyada da çok büyük bir etki yarattı ve 2020 başı itibari ile sosyal medya kullanımı küresel çapta yükselişe geçti.

Güncel veriler, küresel sosyal medya kullanıcı sayısının 2020 yılının Temmuz ayı başında 3,96 milyara yükseldiğini gösteriyor ki bu sayı 2019 rakamlarına göre % 10’un üzerinde bir artışa işaret ediyor. Bu rakam şu anlama da geliyor: artık dünya nüfusunun yarısından fazlası sosyal medya kullanıyor!

Sosyal medya kullanımındaki bu artış doğal olarak markaların da pazarlama iletişimi stratejilerinde farklı şekillerde yer almaya başladı. Özellikle karantina sürecinde markalar tüketicilerle daha önce hiç yapmadıkları biçimde iletişim çalışmaları yaptılar ve yeni deneyimler sunmaya çalıştılar.

Peki sosyal medyayı her zamankinden daha fazla kullanan tüketicilerle markaların ilişkileri bundan sonra nasıl olacak? Ve daha da önemlisi markalar yeni normalde nasıl yollar izlemeli?

Evlerinde, dolayısıyla da sosyal medyada daha fazla vakit geçiren kullanıcılara ulaşmak için sosyal medya reklamları yılın kalan döneminde daha da önemli bir rol oynayacak.

Özellikle kullanıcıların alışveriş ihtiyaçlarını çevirimiçi mağazalardan çözmek istedikleri bu dönemde sosyal medya üzerinden hedefleme imkanı, stratejik olarak önem kazanacak. Bunun yanında -non-digital users- denilen daha önce dijital platformları hiç ya da az kullanmış ve pandemi dönemi ile kullanmaya başlayan yeni kullanıcıların da hesaba katılması gerekecek.

Diğer bir önemli konu ise Influencer’lar. Pek çok marka tüketicilerin ilgisini yakalamak için influencer’lara yönelmişti. Fakat seyahat kısıtlamaları, perakende satışların azalması, sosyal ortamdaki kısıtlamalar influencerların da çalışmalarını etkiledi ve içerik üretimlerinde daha sınırlı hale geldiler. Fakat influencer gönderilerinin Covid-19 öncesi ile hala aynı etkiye sahip olduğuna ve hatta yükselişe geçtiğine dair veriler mevcut. Özellikle Instagram’da influencer içerikleri dikkat çekici bir etkileşim sağlıyor. Global Web Index’in Mayıs 2020’de yaptığı araştırma da bu veriyi destekliyor. Söz konusu araştırmaya göre Influencer’lar Covid-19 döneminde, pandemi öncesi olduğu kadar etkileşim sağlıyor.

İleriye dönük olarak, tüketicilerin özellikle yeni normalde görmek istediği içerik türleri için markaların influencer ortaklıklarını yakından izlemesi ve değerlendirmeye devam etmesi doğru bir strateji olarak görülebilir. Bunun yanı sıra pandemi sırasında markaların ürettikleri evden çalışma, evde egzersiz yapma, müzik sohbetleri gibi içerikler tüketicileri ile pozitif bağlar yarattı bundan sonraki günlerde de bu içeriklerin yanı sıra “how to” formatındaki içeriklere yönelmeleri de tüketiciler ile kurdukları iletişimde yine olumlu fayda sağlayacaktır.

Video güçlenmeye devam ediyor!

Birçok işletme, kısıtlamalar nedeniyle evde kalan tüketicilerle bağlantıda kalabilmek için video içeriğini çok sık kullandı. Çok sayıda markanın kullanıcılarla etkileşimini artırmak için video içeriğinin yanı sıra canlı yayın videolarına yöneldiğini gördük.

Socialbakers’ın Q2 2020 Trendler raporuna göre, Mart ayında Facebook, Twitter ve Instagram gibi üç platformda video içeriği miktarı arttı.(Karantina döneminin ilk zamanları). İlginç bir şekilde Socialbakers, Twitter’ın bu süre zarfında Facebook ve Instagram ile karşılaştırıldığında en yüksek video içeriğine sahip olduğunu belirtti; Son üç çeyrekte 1.000’den fazla takipçisi olan marka sayfalarında tweetlerin % 20’sinden fazlası video içeriyordu.

Facebook ve Instagram’da da video içeriği arttı ve önceki yıla kıyasla önemli bir büyüme gerçekleşti. Video içeriği, 2020’nin 2. çeyreğinde Instagram’daki tüm içeriğin % 17.1’ini oluşturuyordu. Bu rakam 2019’un 2. çeyreğine göre % 16.3 daha fazla. Bu arada Facebook Live kullanımı, Q2 2019’a göre yaklaşık % 27 arttı.

Yeni normalimizi yansıtan yeni özellikler.

Koronavirüs salgını, sosyal medya platformlarında, kısmen kullanıcı davranışındaki değişimlerin (video görüşmelerine harcanan zamanın artması gibi) neden olduğu bir dizi yeni özelliğe de yol açtı. Video konferans uygulamalarının indirilmesi 21 Mart’ta sona eren hafta içinde 62 milyona ulaştı. Facebook, Zoom gibi diğer video konferans araçları ile rekabet edebilmek için “Messenger Odaları”nı kullanıma sundu.

Koronavirüsten bu yana tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarında da radikal değişiklikler oldu ve online alışverişin önündeki psikolojik birçok bariyer yıkıldı. Daha fazla tüketici çevrimiçi alışveriş yapmaya başladı.

McKinsey’e göre, ABD’li tüketicilerin % 75’inden fazlası Covid-19 krizi sırasında farklı bir alışveriş davranışını denedi ve sosyal medyayı, alışveriş yapılacak yeni yerler hakkında önemli bir bilgi kaynağı olarak kullandı. Sonuç olarak, sosyal medya 2020’de yeni ve heyecan verici alışveriş fırsatlarının yolunu açabilir, özellikle de Facebook ve Instagram gibi platformlar yeni sunulan özellikleri ile satışları daha da artırmak için yeni fırsatlar sunmaya devam edecek gibi görünüyor.

Sosyal medyada giderek daha fazla zaman geçiren kullanıcılara ulaşmak ve onlarla farklı bağlar kurmak için “yeni normal” olarak adlandırılan bu dönem yepyeni fırsatlar sunuyor. Zorlu pandemi sürecini en az zararla atlatmanın yolu ise tüm işletmeler için bu fırsatları görmekten ve dönüşüme ayak uydurmaktan geçiyor.

2020’nin Kalan Bölümünde Sosyal Medyada Markaları Neler Bekliyor?

Tüm dünyada yaşanan pandemi süreci, insanların günlük yaşamlarını ve alışkanlıklarını radikal biçimde değiştirdi.

Kısıtlamalar, karantina koşulları ve her gün yükselen vaka sayıları insanları adeta eve hapsetti. Tüm organizasyonlar askıya alındı, büyük küçük tüm kurumlar bu süreci en az zararla atlatmanın yollarını aradı. Elbette bu değişim sosyal medyada da çok büyük bir etki yarattı ve 2020 başı itibari ile sosyal medya kullanımı küresel çapta yükselişe geçti.

Güncel veriler, küresel sosyal medya kullanıcı sayısının 2020 yılının Temmuz ayı başında 3,96 milyara yükseldiğini gösteriyor ki bu sayı 2019 rakamlarına göre % 10'un üzerinde bir artışa işaret ediyor. Bu rakam şu anlama da geliyor: artık dünya nüfusunun yarısından fazlası sosyal medya kullanıyor!

Sosyal medya kullanımındaki bu artış doğal olarak markaların da pazarlama iletişimi stratejilerinde farklı şekillerde yer almaya başladı. Özellikle karantina sürecinde markalar tüketicilerle daha önce hiç yapmadıkları biçimde iletişim çalışmaları yaptılar ve yeni deneyimler sunmaya çalıştılar.

Peki sosyal medyayı her zamankinden daha fazla kullanan tüketicilerle markaların ilişkileri bundan sonra nasıl olacak? Ve daha da önemlisi markalar yeni normalde nasıl yollar izlemeli?

Evlerinde, dolayısıyla da sosyal medyada daha fazla vakit geçiren kullanıcılara ulaşmak için sosyal medya reklamları yılın kalan döneminde daha da önemli bir rol oynayacak.

Özellikle kullanıcıların alışveriş ihtiyaçlarını çevirimiçi mağazalardan çözmek istedikleri bu dönemde sosyal medya üzerinden hedefleme imkanı, stratejik olarak önem kazanacak. Bunun yanında -non-digital users- denilen daha önce dijital platformları hiç ya da az kullanmış ve pandemi dönemi ile kullanmaya başlayan yeni kullanıcıların da hesaba katılması gerekecek.

Diğer bir önemli konu ise Influencer’lar. Pek çok marka tüketicilerin ilgisini yakalamak için influencer’lara yönelmişti. Fakat seyahat kısıtlamaları, perakende satışların azalması, sosyal ortamdaki kısıtlamalar influencerların da çalışmalarını etkiledi ve içerik üretimlerinde daha sınırlı hale geldiler. Fakat influencer gönderilerinin Covid-19 öncesi ile hala aynı etkiye sahip olduğuna ve hatta yükselişe geçtiğine dair veriler mevcut. Özellikle Instagram’da influencer içerikleri dikkat çekici bir etkileşim sağlıyor. Global Web Index’in Mayıs 2020’de yaptığı araştırma da bu veriyi destekliyor. Söz konusu araştırmaya göre Influencer’lar Covid-19 döneminde, pandemi öncesi olduğu kadar etkileşim sağlıyor.

İleriye dönük olarak, tüketicilerin özellikle yeni normalde görmek istediği içerik türleri için markaların influencer ortaklıklarını yakından izlemesi ve değerlendirmeye devam etmesi doğru bir strateji olarak görülebilir. Bunun yanı sıra pandemi sırasında markaların ürettikleri evden çalışma, evde egzersiz yapma, müzik sohbetleri gibi içerikler tüketicileri ile pozitif bağlar yarattı bundan sonraki günlerde de bu içeriklerin yanı sıra "how to" formatındaki içeriklere yönelmeleri de tüketiciler ile kurdukları iletişimde yine olumlu fayda sağlayacaktır.

Video güçlenmeye devam ediyor!

Birçok işletme, kısıtlamalar nedeniyle evde kalan tüketicilerle bağlantıda kalabilmek için video içeriğini çok sık kullandı. Çok sayıda markanın kullanıcılarla etkileşimini artırmak için video içeriğinin yanı sıra canlı yayın videolarına yöneldiğini gördük.

Socialbakers’ın Q2 2020 Trendler raporuna göre, Mart ayında Facebook, Twitter ve Instagram gibi üç platformda video içeriği miktarı arttı.(Karantina döneminin ilk zamanları). İlginç bir şekilde Socialbakers, Twitter'ın bu süre zarfında Facebook ve Instagram ile karşılaştırıldığında en yüksek video içeriğine sahip olduğunu belirtti; Son üç çeyrekte 1.000'den fazla takipçisi olan marka sayfalarında tweetlerin % 20'sinden fazlası video içeriyordu.

Facebook ve Instagram'da da video içeriği arttı ve önceki yıla kıyasla önemli bir büyüme gerçekleşti. Video içeriği, 2020'nin 2. çeyreğinde Instagram'daki tüm içeriğin % 17.1'ini oluşturuyordu. Bu rakam 2019'un 2. çeyreğine göre % 16.3 daha fazla. Bu arada Facebook Live kullanımı, Q2 2019'a göre yaklaşık % 27 arttı.

Yeni normalimizi yansıtan yeni özellikler.

Koronavirüs salgını, sosyal medya platformlarında, kısmen kullanıcı davranışındaki değişimlerin (video görüşmelerine harcanan zamanın artması gibi) neden olduğu bir dizi yeni özelliğe de yol açtı. Video konferans uygulamalarının indirilmesi 21 Mart'ta sona eren hafta içinde 62 milyona ulaştı. Facebook, Zoom gibi diğer video konferans araçları ile rekabet edebilmek için "Messenger Odaları"nı kullanıma sundu.

Koronavirüsten bu yana tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarında da radikal değişiklikler oldu ve online alışverişin önündeki psikolojik birçok bariyer yıkıldı. Daha fazla tüketici çevrimiçi alışveriş yapmaya başladı.

McKinsey'e göre, ABD'li tüketicilerin % 75'inden fazlası Covid-19 krizi sırasında farklı bir alışveriş davranışını denedi ve sosyal medyayı, alışveriş yapılacak yeni yerler hakkında önemli bir bilgi kaynağı olarak kullandı. Sonuç olarak, sosyal medya 2020'de yeni ve heyecan verici alışveriş fırsatlarının yolunu açabilir, özellikle de Facebook ve Instagram gibi platformlar yeni sunulan özellikleri ile satışları daha da artırmak için yeni fırsatlar sunmaya devam edecek gibi görünüyor.

Sosyal medyada giderek daha fazla zaman geçiren kullanıcılara ulaşmak ve onlarla farklı bağlar kurmak için “yeni normal” olarak adlandırılan bu dönem yepyeni fırsatlar sunuyor. Zorlu pandemi sürecini en az zararla atlatmanın yolu ise tüm işletmeler için bu fırsatları görmekten ve dönüşüme ayak uydurmaktan geçiyor.