Pandemi zamanlarında dijital dönüşümden tam olarak ne anlıyoruz?

Dijital dönüşüm özellikle son 10 yıldır çoğu şirket için zorlayıcı bir süreç oldu. Bu zorluğun başında da tüm yapıların hem teknolojik hem de kültürel olarak değişimi geliyor. Değişim zaten hepimizin kolaylıkla gerçekleştiremediği bir süreç. Konu bide şirketler olunca bu değişimi isteyerek ya da istemeyerek kısmen erteledik, kısmen anlıyormuş gibi yaptık, kısmen de çok iyi gerçekleştirdik. Şimdilerde ise bu dönüşüm işi 2020 ile beraber neredeyse varoluşsal bir konu haline geldi. Haliyle de bu dönüşümü “biran” önce sağlamak ve hızlıca “aksiyon” almak için online satışa geçmek, iş modellerini dijital sistemler üzerine çekmek, dijital satış kanallarını arttırmak, dijital projeler üretmek vs. gibi çalışmalara başladık. Tüm bunlar da tabii ki yanlış değil. Ancak durumun birde henüz gözükmeyen ve kısa vadede başarısızlıkla sonuçlanabilecek bir tarafı var. Buna kısaca kültürel uyumsuzluk diyebiliriz. Sebebi de şirketlerim çalışma kültürünün bu dönüşüme uyumsuzluğundan kaynaklanıyor olması.

Bugün her ölçekteki şirket kendi yapısına uygun ve ihtiyaç duyduğu teknolojik altyapıyı çok hızlı ve kolay bir şekilde temin edebiliyor. Mühendisler, yazılım ekipleri bir şirketin ihtiyacı olabilecek her çözümü geliştirdiler ya da geliştiriyorlar. Yani teknik yetersizlik ya da çözüm bulamama gibi bir durum neredeyse söz konusu değil.

Esas mesela şirketlerin iş yapış biçimlerini bu dönüşüme uyum sağlamasını kolaylaştırması. İnsanoğlunun bence en inanılmaz özelliklerinden birisi adaptasyon becerisi. Yeni dönemde ayakta kalmamızı sağlayacak en güçlü silahımız da bu özelliğimiz. Artık biliyoruz ki yeni bir dünya bizi bekliyor. Tüm şirketlerin dijitalleşme sürecinde teknolojik dönüşüm yanında ekiplerinin de bu dönüşüme ayak uydurmalarını sağlayacak bir şirket kültürü yaratmaları başarıyı belirlemede önemli bir rolü olacak.